“The Babadook” (2014) | Geçmişin Hayaletleri

banner en son hal

Korku, insanın en ilkel duygularından biridir. Korku filmi veya gerilim filmi olarak etiketlenen filmler ise, hedeflerine tıpkı cinsellik gibi oldukça ilkel ve evrensel bir hassasiyeti aldıkları için sinemanın en aşağı türünün örnekleri olmakla itham edilirler. Ne var ki korku-gerilim sinemasının ilkel duygulara yönelen bu tutumu, bu çatı altında ortaya konan yapıtlara aynı zamanda birer toplumsal ve psikolojik tahlil niteliği de kazandırıyor.

Alfred Hitchcock’un 1960 yapımı Psycho’su, parçalanmış bir bilinç üzerine kurgulanagelmiş en net incelemedir belki de. Roman Polanski’nin 1968 yapımı Rosemary’s Baby’si gerçek bir klişe jeneratörü olmanın yanı sıra anne olma korkusu üzerine kurgulanmış bir yapıttır da. David Lynch’in 1977 yapımı Eraserhead’i ise bu ebeveyn olma korkusuna XY kromozomundan, yani baba tarafından yaklaşır. Yüzeysel bakıldığında alelade canavar filmleri olarak görülen Ridley Scott eseri Alien serisinden 1979 yapımı Alien esasında zenofobi odaklı bir filmken 1986 yapımı Aliens ise annelik içgüdüsünün kuvvetini tüm görkemiyle perdeye yansıtan bir eserdir. 1980 yapımı Stanley Kubrick uyarlaması the Shining, hem 160 dakikalık bir aile içi şiddet sergisi, hem de, şurada detaylıca incelediğim gibi, sıkı bir Amerika Birleşik Devletleri eleştirisidir. Adrian Lyne’in 1990 tarihli Jacob’s Ladder’ı post travmatik stres bozukluğunu psikoloji bölümlerinde ders materyali olarak kullanılabilecek denli ince bir özenle işler. Alex Garland’ın 2002 yapımı 28 Days Later…’ı ise basit bir zombi filmi değil, antropofobi boyutuna varan misantropinin post-apokaliptik bir alegorisidir.

kent

“Sıkıcılık”, “gereksizlik”, “içeriksizlik” gibi ziyadesiyle temelsiz niteliklerle nitelenen Jennifer Kent eseri the Babadook, esasında, David Robert Mitchell eseri It Follows ile birlikte 2014’ü korku-gerilim filmleri açısından unutulmaz kılacak denli çok katmanlı bir film. Bu çok katmanlılık öyle güçlü bir boyutta ki, ben the Babadook’u Psycho ve the Shining gibi kültler ile aynı cümlede ve benzer bir saygıyla anmakta hiçbir beis görmüyorum. Üstelik Jennifer Kent de geçmişin birikimini kendi özgün sermayesiyle birleştirerek inşa ettiği bu postmodernizm şölenini bir yönüylë “Ustalara Saygı Kuşağı”, bir yönüylë de “Geleceğe Selam Kuşağı” olarak kurgulamış besbelli.

The Babadook ile Psycho arasındaki kurgu paralelliği, temelini mekan ve karakter tasarımlarının Sigmund Freud’un üçlü bilinç kuramına örnek teşkil eden yapılarından alıyor. Psycho’nun saykosu Norman Bates üç katlı bir malikanede yaşıyordu. Kendisi bu yapının giriş katında yaşarken üst katta annesi bulunuyor ve Bates’i sürekli olarak kontrol etmeye çalışıyordu. Hikayenin acı gerçeği ise bodrum katında saklı tutuluyordu. Slavoj Zizek tarafından the Pervert’s Guide to Cinema adlı belgeselde getirilen psikanaliz yorum ise bu üç katlı yapının her bir katını İd, Ego ve Süperego ile eşliyor ve bunları Norman Bates’in psikolojik durumunun aynası olarak işaret ediyordu.

The-Babadook-Movie-Poster

The Babadook ise paralel bir üç katlı yapıda düğümlenip serilen ve çözülen kurgusunun psikanaliz tahlile elverişli yapısını yine üç katmanlı bir karakter listesiyle perçinliyor. Evin oturma odası, mutfak gibi “gündelik” bölümlerinden meydana gelen giriş kat, baş karakter Amelia’nın Ego’sunu, yani bilincini yansıtırken yatak odalarının bulunduğu üst kat Süperego’yu, Samuel’in dünyaya geldiği gün hayatını kaybeden babaya ait eşyaların saklandığı bodrum kat ise İd’i, yani bilinçaltını temsil ediyor. Henüz Süperego’nun kişiliği üzerindeki baskısı altında ezilmeye başlamamış bir yaşta olan Samuel evin Id seviyesindeki bodrum katına rahatlıkla girip çıkabilirken anne Amelia bunu başaramıyor çünkü bugünü geçmişinin hayaletleri ile dolu ve bunlarla bir türlü barışamadığı için geçmişini aşıp geleceğe de ulaşamıyor.

amelia

Filme dair psikanaliz yoruma imkan sağlayan üç katmanlı diğer şablon ise karakterler arasındaki ilişkide saklı. Bunlardan Amelia, elbette, filmin baş karakteri olduğu gibi filmdeki sosyal yapının da merkezi, yani Ego’su konumunda. Hayatı İd’i ile Süperego’su arasında sıkışmış kalmış bir karakter olan Amelia, filmin ortalarında kurtuluşun her iki kutuptan da soyutlanmak olduğunu sansa dahi nihayetinde anlıyor ki, Ego için huzur, köprülerin atılmasında değil, köprülerin sağlamlaştırılmasında saklı. Bu köprünün “İd” tabelalı ayağında geçmişinin en bariz hatırlatıcısı olan oğlu Samuel, “Süperego” tabelalı ayağında ise sosyal hayat ile arasındaki bağı tolere edilebilir seviyede tutması için kendisine bitmek tükenmek bilmez tavsiyelerde ve diktelerde bulunan kızkardeşi Claire bulunuyor. Claire teyze, ilk bakışta her ne kadar bir doğru yol göstericisi olarak görünüyor olsa da hikaye derinleştikçe anlıyoruz ki Süperego’nun derdi Ego’nun iyiliği değil, toplumsal bilincin gözündeki kardeş imajı. Claire’in kardeşine olan olumsuz bakışı da kaynağını İd’den, yani Samuel’den alıyor. Çocuğun açık sözlülükle katmerlenen zaptedilemezliği, Ego’nun hayatını zindan ettiği kadar Süperego’nun toplumsal imajını da sarsıyor. Ego ise çareyi İd’i sakinleştirici ilaçlarla uyuşturup bastırmakta buluyor ama böylelikle bir nevi kendi sonunu hazırlamış oluyor. Çocuğun uyuşturucu haplarla uyuşup derin uykulara dalması annenin de uykuya rahatlıkla dalabilmesini sağlıyor ama dalış anının rahatlığı seyir haline yansımıyor. Zira bilinç ile bilinçaltı arasındaki perde uykuya dalış anında aralanır ve hayaletler serbest kalır.

The Babadook ile Psycho arasındaki ilişkinin üçüncü yorumlardan sıyrılıp doğrudanlaştığı anlarda ortaya görsel paralellikler çıkıyor. Bunlardan en barizi, her iki filmde de hayli benzer biçimde kameraya alınan “delikten gözetleme” sahneleri. Psycho’daki bu sahne, Norman Bates’in Marion’u duvardaki bir delikten izlemesi şeklinde kurgulanmıştı. The Babadook’ta ise Babadook’un etkisi altındaki Amelia evi kontrol için gelen ihtiyar komşusuna kapı gözünden bakıyor ve mizanseni Psycho-vari bir biçimde kayıt altına alan kamera ortaya şöyle bir görüntü çıkarıyordu:

Bir yanda Hitchcock’un Norman’ı

Bir yanda Kent’in Amelia’sı

Film üzerine üretilebilecek destekli teoriler bunlarla sınırlı değil. Hatta filme dair hemen her ayrıntı incelikle işlenmiş bir çok katmanlılığın işaretlerini taşıyor. Bunlar arasında belki de üzerine en çok kafa yorulmuş olan, elbette, “Babadook” isminin anlamı. Daha önce yapılagelmiş olan yorumlar bu ismi bir “A Bad Book” anagramı olarak tanıtıyor ve bu izah, her ne kadar uygun ve mantıklı olsa dahi bir “yegane açıklama” kesinliği taşımıyor. Belki de bu ismin izahı bizler için gayet barizdir? Evet, “Baba”, elbette bildiğimiz “baba” olabilir. “Dook” ise İngilizce kelime hazinesinde hali hazırda mevcut bir kelime ama kelimeyi feret adlı evcilhayvanın yansıması olarak açıklayan 7 Ağustos 2003 tarihli şu Urban Dictionary entry’si buradaki bağlama daha uygun. Ama ben burada feret yerine benzer bir yansımaya sahip olan koalaları kullanmayı tercih ederim. Zira koalalar, hem yüz hatlarıyla Babadook çizimlerinin yüz hatlarını epey andırıyor, hem de filmin gergin yamaçlarından birinde ailevi özellikleriyle yer alıyorlar. Ayrıca, Babadook’un kendisini ilk kez gösterdiği sahnenin hemen evvelinde duyduğumuz gıcırtı sesleri de akla erkek koalaların pes sesli kükreyişlerini getiriyor. Ki şu makaleye göre erkek koalalar bu sesi yaygın kanının aksine diğer erkekleri korkutmaktan ziyade çiftleşme mevsimlerinde dişileri etkilemek için çıkarıyorlarmış. İlgili sahnede kadın gece vakti yatağında yatarken odaya girmeye çalışan Babadook’un hayli benzer bir ses çıkarıyor olması, “Babadook = ‘Baba’ + ‘koala yansıması'” tezimi destekliyor.

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160201_235254.986

Kadının siyah bir sıvı kusmasına iki ayrı açıklama önerilebilir. Bunlardan ilki kurgu gereği daha yüzeysel bir açıklama: hatırlayalım; Babadook, filmin ortalarında erkek koala sesleri çıkararak Amelia’nın yatak odasına giriyor, kadının dehşetle aralanmış ağzına sokuluyor ve kadının aklı ile bedenine ilk darbeyi indiriyordu. İşte, kadının kendine gelmeden hemen evvel kustuğu siyah sıvı, Babadook’un burada kadının içine zerk ettiği kendi mevcudiyeti, hatta karaşın menisi olabilir. Buna alternatif olarak sunulabilecek nispeten daha teorik açıklama ise kadının fiilen geçmişte kalsa dahi halen için için hayıflanmasına ve geçmişe öykünmesine neden olan yazarlık kariyerinin mürekkep kusmak suretiyle aklından tamamen çıkması. Filmin erken safhalarında güya hasta olan çocuğu ile ilgilenmek için işten izin alıp vaktini AVM’de geçiren Amelia, bu sahnede mürekkep kusuyor ve film nihayete ererken kendisini çocuğuna, evine ve bakımhanedeki işine adamış bir kadın profili çiziyor. Böylelikle aslen “çalışmak” anlamına gelip insanlara “üretkenlik” aşılaması amacıyla konan bir isim olan “Amelia“nın hakkını vermeye de başlamış oluyor.

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160130_230531.945

Babadook kadını etkilemeye başladığı andan itibaren, hali hazırda dağınık olan Ego’yu, yani evin giriş katını bu sefer bir de hamamböcekleri basıyordu. Bu, yüzeysel anlamda kadının evine çeki düzen vermeyi iyice boşlamasını, derin anlamında ise kadının bilinçaltı ile bilinci arasındaki ayrımın ortadan tamamen kalkmış olduğunu işaret ediyor. Zirvesine duvardaki —sözüm ona— yarıktan —güya— hamamböceklerinin çıkmasıyla ulaşan bu sahnede görsel bir sembolizm de kullanılmış olabilir. Zira yarık, doğal olarak bir vulva formunda; seks yapmayan kadınların vajinalarının böcekleneceği düşüncesi ise evrensel bir geyik. Annenin filmin daha erken safhalarında önce vibratörle mastürbasyon yapıp daha sonra AVM parkında öpüşen bir çifti uzun uzun izlemesi hadiselerini bu “böceklenmiş vajina” imgesine eklersek, kocasının ölümü ardından geçen seneler boyunca kasıklarında büyüyen cinsel açlığa daha fazla tahammül edemeyen bir kadının detaylı bir tasvirine ulaşıyoruz. Hatta buradan teorik bir yan yol açıp, Nosferatu kılıklı Babadook’u Amelia’nın iş arkadaşı Robbie ile de eşleyebiliriz. Belki de bir gün ansızın elinde çiçekle kapıya gelen ve Samuel’in «İçeri girmesine izin verme!» diye diye sloganlaştırdığı onca ikazına rağmen içeri alınan Robbie, filmin son yarısı boyunca Amelia’nın başına gelen tüm elim hadiselerin sorumlusudur?

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160130_192624.992

Kapağının açılmasıyla içinde saklı bulunan Babadook nam cinin ortaya çıktığı Mister Babadook adlı kitabın bizzat Amelia tarafından yazılmış olduğunu savunan birçok inceleme okudum. Bunu savunmakta yanlış bir şey yok ama tuhaf olan, bu sırada takınılan kendinden emin tavır. Zira anne ile kitap arasında bir yazar-eser paralelliği çizmemize imkan verecek en ufak bir çıkış noktası dahi göremedim ben. Sunulan argümanlardan başlıcası, Amelia’nın bir yazar olduğunu ilan ettiği doğum günü partisini işaret ediyor ama hayır, Amelia burada bir “çocuk kitabı yazarı” olduğunu değil, çocuklar üzerine yazdığı makaleleri dergilerde yayınlatan bir düzyazı yazarı olduğunu söylüyor. Parçalayıp çöpe attığı kitabın onarılmış vaziyette kapı önüne konması akabinde polise gittiğinde ellerinde gördüğümüz lekeler ise kömür kalemi ile yapılmış bir kara kalem çalışmasının değil, ızgarada yaktığı kitabın kalıntıları. Bunlara rağmen kitap yine de Amelia tarafından yazılmış olabilir mi? Elbette olabilir ama bunu iddia edebilmek için isabetli ve sağlam argümanlar işaret edebilmemiz lazım ve ben edemiyorum.

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160131_020747.083

Anne-oğul’un TV’de “zapladıkları” programlar filmin ana temasına yadsınamaz katkılar sağlıyorlar. “Oğlunu mutfak bıçağıyla öldüren kadın” haberi ve annenin bu haberdeki silüeti yeterince doğrudan bir referansken bunun hemen öncesinde görüntülenen siyah-beyaz filmde sevdiğine sarılan adamdan duyduklarımız da konuya gayet uyuyor: «Oraya bir başına girmek istemiyorsun, değil mi?» Oraya, yani bodruma. Ki çok geçmeden evvela çocuk, onun peşinden de annesi bodrum katın yolunu tutuyor. Norman Bates’in annesinin cesedini tuttuğu bodrumda çocuk sırra kadem basarken kadın kocasını buluyor ve bu sahnede Babadook ile baba iyiden iyiye aynı mevcudiyeti simgelemeye başlıyor. Ayrıca, bu tv izlencelerinin ekseriyetinde bariz bir ölüm teması var. İlk izlenen yayınlardaki George Melies filmlerinden Macabre esintili çizgi filmlere, güve üzerinde ziyafet çeken karıncalardan ciddi trafik kazalarına dek görsel olarak filme eklenmiş tüm TV programları bir yandan filmin gerginlik seviyesini yükseltirken diğer yandan da işlenen konunun daha da detaylandırılmasını sağlıyor.

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160131_022354.352

Bodruma iniş sahnesinin devamında, yani filmin son yarım saatine girilirken, Babadook ile kadın arasında ikinci bir fiziksel temas gerçekleşiyor. Daha önce kadının bedenine ağzı üzerinden giriş yapan Babadook, bu sefer yerde ve yüzüstü vaziyette uzanmakta olan kadının adeta beline çöküyor. İlk “oral” temasın etkileri kadın için en fazla kafa-karıştırıcı boyuttayken ağır bir cinsel taciz şiddetindeki bu “anal”/”vajinal” temasın etkileri kişilik değiştirici bir boyuta varıyor. Ki kadının bu tecavüz hadisesinin akabinde gözlemlediğimiz eylemleri kabaca şöyle:

köpeği çıplak elle boğup öldürerek kitabın kehanetini gerçekleştirmek

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160204_184720.125

film boyunca sallanıp duran ve üzerine herhangi bir teori geliştiremediğim dişi hiçbir anestetik müdahaleye ihtiyaç duymaksızın çıplak elle çekmek

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160204_184747.035

olağanüstü bir fiziksel çeviklik, kas-eklem kuvveti

ve brütal vokal kabiliyeti sergileyerek

ve brütal vokal kabiliyeti sergileyerek

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160204_184900.215

çocuğu altına işetmek…

Karakter bazında bilinçaltının sözcüsü olan çocuk, «Babadook’tan kurtulamazsın!» diyor çünkü Babadook’un, yani babanın kadının hayatındaki yeri o denli önemli bir mihenk taşı konumunda ki, bunu hatıralar katalogundan sonsuza dek def etmek kesinlikle namümkün. Babanın talihsiz ölümüyle kana bulanan hatıralar üzerindeki sisi asla dağıtamayacağını anlayan kadın, çözümü onunla yüzleşmekte ve uzlaşmakta buluyor.

The.Babadook.2014.720p.BluRay.x264.YIFY.mp4_20160204_190501.197Filmin sonuna dair genel kanının hayli olumsuz olduğunun farkındayım ama bana kalırsa Babadook’un bodruma hapsedilmesi ve burada tutulması, 75 dakikalık bu bilinç savaşının varabileceği yegane uygun sondu. Bu barış antlaşması ile söz konusu iç savaş sona erince, kadının geçmişiyle arasındaki ilişki nihayet normalleşmeye başladı. Bir “dul”dan evvel bir “anne” olduğunu elim hadiseler neticesinde hatırlayan Amelia, ilgili tarihi kocasının ölümüyle öldürmeyi bırakıp oğlunun doğum günüyle yaşatmaya başladı. Geçmişin hayaletinin solucanlarla beslenmesi ise dul kalmış bir kadının yıl dönümleri gelip çattığında çok sevdiği kocasının fotoğraflarına bakması gibi. İlk görüş anında mide kasılıyor, göz pınarları tomurcuklanıyor, insan hıçkıra hıçkıra ağlama ihtiyacı hissediyor ama sonra derhal toparlanıp sakinleştiriyor kendisini.

Çocuğun kadın tarafından öldürülmüş olduğunu savunan ve buna argüman olarak içinden güvercin çıkan kapaklı servis tepsisini gösteren yorumlar ise haddinden fazla aceleci ve bu nedenle isabetsiz. Zira bu tepsi tam da bu gibi illüzyon numaraları için özel olarak hazırlanan bir ürün. Ekmeği ile oynamakta olduğum illüzyonistlerden özür diliyorum; burada bir sihirbazlık numarası spoiler’ı verip işin bütün sürprizini kaçırmak istemezdim ama numaranın perde arkası şöyle: “Kapak” esasında kelimenin işaret ettiği anlamda bir kapak değil, alt bölümü yukarıdan hafif bir basınçla açılabilen bir kafes. İçinde güvercin bulunan bu kafes sahneye bu halde getiriliyor; illüzyonist bu kafesi üzerine madeni bir para koyduğu tepsi altlığına yerleştirip yukarıdan hafifçe bastırıyor; kafesin alt bölümü üst bölümden ayrılınca işin inceliğinin farkında olmayan izleyiciler madeni paranın güvercine döndüğünü sanıp «Vaaaay!» nidaları eşliğinde alkışlamaya başlıyorlar. Bu numaranın filmdeki seyrini de üşenmeyip adım adım görüntüledim:

Küçük illüzyonistimiz ısınma hareketleri yapıyor.

Avcunun içinde bir para peydah oluyor.

Parayı tepsi altlığına koyup kapağa davranıyor (tepsi altlığının yekpare yapısına dikkat edelim.)

Aslen bir kafes olan kapağı altlığa yerleştiriyor.

Kafese hafifçe bastırıp alt bölümünden ayırınca karşımıza şaşkın bir güvercin çıkıyor (güvercinin ikincil bir altlığın üzerinde duruyor olduğuna özellikle dikkat edelim.)

Kafese hafifçe bastırıp alt bölümünden ayırınca karşımıza şaşkın bir güvercin çıkıyor (güvercinin ikincil bir altlığın üzerinde duruyor olduğuna özellikle dikkat edelim.)

Bunu gören seyirciler ise ip arayıp bulamayınca ihya oluyor (şaka bir yana, muhtemelen bu sihirbazlık teçhizatını çocuğa tıpkı maytaplar gibi bizzat Amelia hediye etmiştir de evladı mutlu olsun diye ayak yapıyordur.)

Bunu gören seyirciler ise ip arayıp bulamayınca ihya oluyor (şaka bir yana, muhtemelen bu sihirbazlık teçhizatını çocuğa tıpkı maytaplar gibi bizzat Amelia hediye etmiştir de evladı mutlu olsun diye ayak yapıyordur.)

Evet, ben filmi birkaç ay evvel ilk izleyişimde hayli beğenip üzerine düşünmeye değer bulmuştum ama üzerine düşünmek için fırsat ve şevk bulamamıştım bir türlü. Kısa süre önce filmi yeniden ve bu sefer detaylı notlar ala ala izledim ve işte, yapabildiğim çıkarımlar bunlar. Filmde bunlardan çok daha fazlası olabileceği gibi bunların hiçbiri bulunmayabilir de. Zira burada yaptığım ve başka yazarların başka filmler hakkında benzer bir yöntem izleyerek yaptıkları, «Yönetmen bu filmi böyle çekerken böyle düşünmüştür» iddiasından ziyade «Ben bu filmi izlerken yönetmenin bunu bu düşünceyle çektiğini düşündüm» beyanında bulunmaktır. Bu beyanın sıfır noktası basit: Filmi beğenmek. Filmi beğenmek ile sonuçlanan sürecin başlangıç noktası ise daha da basit: Umulanlar ile bulunanların denk düşmesi. Başlangıçta filmi bambaşka beklentilerle izlesem bambaşka bir sonuca varacak ve belki de filmden nefret edecektim. Tüm bunları yazmamın arkasındaki motivasyon da «Siz filmi anlamadınız, ondan sevmediniz» demek değil, «Bir ihtimal daha var» demek ve, işte, bu ihtimal güzel, bu ihtimal derin, bu ihtimal yoğun.

Reklamlar
Bu yazı sinema içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s